MATEMATİK ÖĞRETİMİ

Matematik dersi zaman zaman sorun yaşanılan zorlanılan derslerin başında gelir. Bu aslında büyük ölçüde ilgi ve motivasyonla alakalıdır. Birçok konuda olduğu gibi matematiği de herkes kendine göre farklı algılar ve uygular. Herkes bunu aynı yolla öğrenebilseydi hepimiz bu yolu kullanırdık. Bunun aslında öğrenme ile ilgili bir kural olduğunu söyleyebiliriz. Tabi ben kendi meslek hayatımdaki yansımalarından bahsetmek isterim.

Bir çok öğrenci türü vardır. Kimisi derste anlatılanla yetinir, kimisi daha fazlasını üretir, kimisi sonradan çalışarak kavrar tabi bütün bunlar olduğu sırada kişinin zihninde kendi yapabilecekleri ile ilgili bir yol haritası oluşur.  Bazılarının haritası oldukça karmaşıktır ve nasıl çalışması gerektiğini keşfedemez. Bunların çoğu ezberleme yöntemli kitaplara uyum sağlamaya başlar. Yani soru soru öğrenmeye çalışır. Bilgilerin arasındaki örüntüyü ve akışkanlığı algılamaktan uzaklaşır. Mevcut sebep sonuç ilişkilerinden dışında kendi bulduğu sebep sonuç ilişkilerini kullanmaya başlar. Tabi bu sadece bir örnek.

 Belki şu anda bu yazı sizin için soyut veya tam anlaşılmaz kalıyor olabilir. Öğrencilerin bazıları da derslerde tam da böyle hissediyor. Bilgiyi öğreten kişi artık o bilgiyi kanıksadığı için ilk başta öğrendiği haliyle anlatmaktan fazlasını yapıyor belki de tam bu noktada hata yapıyor. Öğrenci, öğretenin zihninde evrim geçirip dallanıp budaklanmış bu bilgiyi verilen haliyle algılayamıyor. İşte bu noktada bu bilginin nasıl anlatılacağından çok karşıdakinin bu bilgiyi nasıl kavrayabileceğini düşünmek gerekiyor. İşte bu gerçekten özveri ve sabır isteyen bir iş.

Bu işi yapanlara yani ‘Öğretmenlere’ günümüzde fazla değer verilmese de, gene de takdiri hak ettikleri zaman zaman anlaşılıyor. Yapacak bir şey yok işimiz bu. Bunca yıllık emek bilgi tecrübe paylaşılmaktan daha iyi bir işe yaramıyor…

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir